Silifke Havadis

"SİLİFKE" ŞİİRİNİN ÖYKÜSÜ

Ali UYSAL 2573 Kez Görüntülendi 0

Gurbet acısını çekmeyen,tatmayan çoktur içimizde.Hiç bir acıya benzemez.Gürültüsüz,patırtısız yakar,kavurur içini.Hüngür hüngür ağlayabilsen belki rahatlarsın;ama yapamazsın bunu.Tüm organların donuverir sanki.Göz yaşların fırlayıp çıkmak için saldırır göz kapaklarına.Nedeni anlaşılmaz içini kavurarak döner gider.Hele küçük yaşlarda tanışırsan an..

Gurbet acısını çekmeyen,tatmayan çoktur içimizde.Hiç bir acıya benzemez.Gürültüsüz,patırtısız yakar,kavurur içini.Hüngür hüngür ağlayabilsen belki rahatlarsın;ama yapamazsın bunu.Tüm organların donuverir sanki.Göz yaşların fırlayıp çıkmak için saldırır göz kapaklarına.Nedeni anlaşılmaz içini kavurarak döner gider.
Hele küçük yaşlarda tanışırsan anlatmakta zorlandığımız gurbet acısı beşe,ona katlanır.
Çocukluk yaşımda tanıştım gurbetle.Anlatamadıklarım anlatabildiklerimle boy ölçüşemeyecek denli çok.Işıklar içinde yat Orhan Veli.Benim anlatamadığım gurbet acısı.Senin anlatamadığın neydi?O şiiri sana yazdıran nasıl bir duyguydu? 
Ağlasam sesimi duyar mısınız, 
Mısralarımda; 
Dokunabilir misiniz, 
Gözyaşlarıma, ellerinizle? 
Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel, 
Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu 
Bu derde düşmeden önce. 
Bir yer var, biliyorum; 
Her şeyi söylemek mümkün; 
Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum; 
Anlatamıyorum. 
Anlatabiliyor muyum sevgili okurlarım,sevgili dostlarım? Gurbet duygusuyla sırılsıklam bir yıl geçiriyorum Antalya Aksu’da.Okulun doğu yakasında mor dağlar yükselir.Dağların ardında köyüm var gibi bir duyguya kaptırıyorum kendimi.Gönül diyor ki: “Bir Pazar günü aş git o sıra dağları,kavuş köyüne.
Canım çocukluğum.Hiç güleceğim yoktu güldürdün beni.O yıl Silifke adının geçtiği her an bir ürperme dolaştı iç dünyamda.Böylelikle geçip gitti bir yıl.
Öğretim yılı sonlandı,okul tatil oldu. Bavullar elimizde düştük yollara.O zamanlar yolculuğumuz vapurla.Seni de anımsadım Cahit Sıtkı:”Dört nala kalktı vapur sevincinden/Uçaraktan gidiyoruz sılaya.”
Derken “ merhaba Silifke’m!”
O yıllarda Göksu’nun kıyısında bir çay bahçesi ve öğretmenler derneği var.Bir sandalye masa ele geçirip kuruluyorum.”Şu havayı doya doya bir soluyayım.”Sivrisineklerin biri kalkıp biri konuyor çıplak yerlerime.Acı yerine haz veriyorlar bana.”Sineğine kurban olam Silifke!”
Bu duyguyu şiirleştireyim istedim.Silifke şiirinin iskeletini o an kurguladım.Zaman zaman değişime uğradı.


SİLİFKE
Poyraz eser ağaçları devirir
Yellerine kurban olam Silifke
Uğultuyla kırar döker savurur
Sellerine kurban olam Silifke

Sürüler yayılır taşlı yollarda
Keklik öter kekik biter dağlarda
Yemek kaynar kızlar oynar ortada
Genlerine kurban olam Silifke

Köylülerin şafak ile uyanır
Ekinine harmanına dayanır
Tüm gençlerin sevdalarda yıkanır
Dillerine kurban olam Silifke

Kekliğini düz ovada avlarlar
Yörüklerin Toroslarda yaylarlar
Kucaklaşır dağlar ile ovalar
Kırlarına kurban olam Silifke

Sanat kokar köylerinde halılar
Can bağışlar akarsular yaylalar
Gülden daha güzel karaçalılar
Dağlarına kurban olam Silifke

Ali Uysal söyler sende gözüm var
Değişmez yasa bu alınyazım var
Çığırının her taşında izim var
İllerine kurban olam Silifke

Yorum Yap

Düşüncelerini Alalım?

* E-Posta adresiniz ve telefon numaranız hiçbir yerde yayınlanmaz. Sadece gerektiğinde sizinle iletişim kurmak için kullanılır.

UYARI Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına uymayan, içerikle ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.